31 Ekim 2012 Çarşamba

Entelköy Efeköy'e Karşı



"Bazı filmler vardır gişesini kaçırıp katkı sağlayamadığı için üzülür insan" Filmi izlerken defalarca bu cümle geldi aklıma.

Tam da bugün, 29 Ekim 2012'nin ertesi günü, yani anlamsız yasakların direnişle aşıldığı günün etkileri henüz geçmemişken izledim filmi.

Mücadeleyi anlattı bana. Dün televizyondan izlediğim Ankara görüntülerini hatırladım. Sonra Bağdat Caddesi'nde ki coşkuyu hatırladım.

Benim içinde bulunduğum sosyolojik grubun sıkıntıları vardı içinde bolca. Bazen gizliden gizliye, bazen de arkadaş sohbetlerinde paylaşılan konular; "Bu şehir çok kalabalık", "Yaşanmaz buralarda." , " Oğlum bırakalım buraları gidelim Ömer'in yanına Muğla'ya, mis işte."

İnsanların içinde bulundukları şartlarda nasıl kandırılabileceğini gösteriyor. Şu an bu durumu ülke olarak yaşıyoruz. Belki de Yüksel Aksu buradan yola çıkarak geliştirdi senaryoyu. Bence doğru anlatılsa bile içinde bulundukları durumdan kurtulamayacağını anlatmış. Şartları değiştirmek istiyorsan sen yapacaksın !

Film çok samimi olmuş. Ege insanı iyi tahlil edilmiş ve yansıtılmış. Muğla'da yerel halk ile iç içe yeteri kadar zaman geçirmiş birisi olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yüksel Aksu'nun da tabi Muğla Ula'lı olması bu başarıyı çok net açıklıyor.

Diyaloglar çok başarılı. Bol küfür var ama bir çok insanı şiveden dolayı rahatsız etmeyecektir. Ben zaten küfürden rahatsız olmam. Hayatımda küfür mevcuttur.

Filmin ana fikri oldukça başarılı. Artı değer olarak ara ara yönetmenin girip yine Ege tadında yapılan uzun geçişler ve özellikle şarkılar çok başarılı.

Filmin tek eleştirdiğim noktası ismi olmuş. Açıkçası gişeye çıktığında beni çekmemişti. Fısıltı gazetesinden olumlu yorumlar geldiği için izledim ve sinemada izleyemediğim için tekrar pişman oldum. İkincisinin geleceğini duydum ama kesin bir bilgiye sahip değilim. Merakla bekliyorum.

Henüz izlemediyseniz izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

IMDB: 6,9/10
BeyazPerde.com: 3/5
BP.com Üyeler: 3,7/5

Bence: 7,5/10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder