Ayarsız Kalem
25 Kasım 2018 Pazar
7 Mayıs 2013 Salı
Teşekkürler Eskişehir
Küçücük bir şehir...
Duygulara ev sahipliği yapıyor.
Neler sığdırmış içine neler...
Orada okumamış olmama rağmen yakın bir arkadaşım sayesinde defalarca gittiğim ve her seferinde daha başka güzel sevdiğim bir şehir var... Eskişehir...
Çocuk olmaktan büyük olmaya giden yolun en büyük durağıydı bu şehir hepimiz için.
Lise gömleğimizi pantolonumuzun üstüne çıkarıp artistlik yapma dönemlerimizden hemen sonraydı tanışmamız.
Hani fotoğraflara bakarsınızda "Ah be gençlik !" dersiniz ya.
O fotoğraflarda arka planın resmi olmayan sponsoruydu Eskişehir.
O zaman parayla pullada işimiz yoktu pek.
Ev kirası, tren ve sigara parası...
Birde çift lavaşa soslu dönere yeterse, mutluluk o biçim.
Sonradan gitmeye cesaret edemez çoğu misafiri.
Her sokakta aşk kalmış.
Her kafe farklı parfüm getiriyor kalbe.
İçini titretiyor insanın Adalar'da yürümek.
Öyle şimdiki gibi milli içkimiz ayran falan değil orada.
Sabaha kadar açık bütün tekeller.
Mutlu olunca da içersin mutsuzluktan da.
Çok içer dışarı çıkarsın gecenin kör vakti.
Bir tane yan göz bakmaz sana soğuktan başka.
Soğuktur Eskişehir...
Ayazında kulakları düşer insanın alimallah.
İçini ısıtır ama orada olmanın mutluluğu.
Fon müziği vardır Eskişehir'i düşünmenin,
Tren sesleri yankılanır kulaklarda.
Bitmez Eskişehir'e bir kere gittin mi hayranlık.
İşte böyle düşünen gençler bir film hazırlamışlar.
Teşekkür etmişler herkese.
İsmini anmadan geçilmeyecek çok büyük bir insan var,
Yılmaz Büyükerşen...
Eskişehir bu kadar insan için güzelse sebebi odur...
Filmi hazırlayan arkadaşlarda zaten konunun üstünde durmuşlar.
Bende filmi hazırlayan arkadaşlara teşekkür ediyorum :)
Teşekkürler Eskişehir from Teşekkürler Eskişehir on Vimeo.
31 Ekim 2012 Çarşamba
Entelköy Efeköy'e Karşı
"Bazı filmler vardır gişesini kaçırıp katkı sağlayamadığı için üzülür insan" Filmi izlerken defalarca bu cümle geldi aklıma.
Tam da bugün, 29 Ekim 2012'nin ertesi günü, yani anlamsız yasakların direnişle aşıldığı günün etkileri henüz geçmemişken izledim filmi.
Mücadeleyi anlattı bana. Dün televizyondan izlediğim Ankara görüntülerini hatırladım. Sonra Bağdat Caddesi'nde ki coşkuyu hatırladım.
Benim içinde bulunduğum sosyolojik grubun sıkıntıları vardı içinde bolca. Bazen gizliden gizliye, bazen de arkadaş sohbetlerinde paylaşılan konular; "Bu şehir çok kalabalık", "Yaşanmaz buralarda." , " Oğlum bırakalım buraları gidelim Ömer'in yanına Muğla'ya, mis işte."
İnsanların içinde bulundukları şartlarda nasıl kandırılabileceğini gösteriyor. Şu an bu durumu ülke olarak yaşıyoruz. Belki de Yüksel Aksu buradan yola çıkarak geliştirdi senaryoyu. Bence doğru anlatılsa bile içinde bulundukları durumdan kurtulamayacağını anlatmış. Şartları değiştirmek istiyorsan sen yapacaksın !
Film çok samimi olmuş. Ege insanı iyi tahlil edilmiş ve yansıtılmış. Muğla'da yerel halk ile iç içe yeteri kadar zaman geçirmiş birisi olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yüksel Aksu'nun da tabi Muğla Ula'lı olması bu başarıyı çok net açıklıyor.
Diyaloglar çok başarılı. Bol küfür var ama bir çok insanı şiveden dolayı rahatsız etmeyecektir. Ben zaten küfürden rahatsız olmam. Hayatımda küfür mevcuttur.
Filmin ana fikri oldukça başarılı. Artı değer olarak ara ara yönetmenin girip yine Ege tadında yapılan uzun geçişler ve özellikle şarkılar çok başarılı.
Filmin tek eleştirdiğim noktası ismi olmuş. Açıkçası gişeye çıktığında beni çekmemişti. Fısıltı gazetesinden olumlu yorumlar geldiği için izledim ve sinemada izleyemediğim için tekrar pişman oldum. İkincisinin geleceğini duydum ama kesin bir bilgiye sahip değilim. Merakla bekliyorum.
Henüz izlemediyseniz izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.
IMDB: 6,9/10
BeyazPerde.com: 3/5
BP.com Üyeler: 3,7/5
Bence: 7,5/10
23 Ekim 2012 Salı
Çanakkale 1915
23.10.2012
Çanakkale Savaşı'nı bir film zamanı içinde işleyebilmek çok zor. Filmde de etkisi görülmüş. Bir çok olay var. Üstünde durulması gerekiyor. Fakat seans aralığına sığabilmesi için çok kısaca geçilmiş.
Bunun yanı sıra simgesel olarak heykellerini gördüğümüz, hikayelerini dinlediğimiz bir çok konu işlenmiş. Bunu bir artı olarak görebiliriz.
Her sahne de sebep sonuç ilişkisini çok rahat tahmin edebiliyorsunuz. Mustafa Kemal Paşa'nın saatini cebine koyması bir örnek olacaktır.
Tarih filmlerimiz yeni başladı fakat yine de kostüm konusunda bence başarısızız. İzlerken bu kostümde olmayan bir şey var diyoruz. Keza filmin başında Balkan Savaşı gazilerinden birisinin yırtık pırtık, kirlenmiş üniformasının içinden görünen gömleğinin kolu deterjan reklamı gibi olmuş. Şu kostüm işini tam çözebilmek lazım.
Savaş sahneleri görsel olarak ortalama seviyede. Belli ki gemiler için oldukça para harcanmış. Gözüme en çok batan beni rahatsız eden konu gemilerin dümen suları hiç gerçekçi yapılmamış. Bir vapur yolculuğunda bile çok kolay anlaşılabilir bir şey. Bunun yanı sıra yine maddi engellerdendir diye tahmin ediyorum; gemilerin maketi yok ve en azından ben bir işgal güçleri komutanının boğaza gemiden bakmasını isterdim. Filmi biraz daha değerli yapardı.
Genel olarak baktığımızda film daha çok belgesel gibi olmuş. Biraz daha heyecan beklerdim.
Çanakkale Savaşı için 100 tane bile film yapılabilir. Fetih için eleştiri çok olmasına rağmen tarih filmleri için öncü olacak demiştim. Bu filmde en azından Çanakkale Savaşı için öncü olacaktır. Keza bu yıl iki film daha vizyona girecek.
Turgut Özakman bence yazarlığa devam etmeli. Tarih biliyor olmak senaryo yazabilmek anlamına gelmiyor. Keza tarih bilgisi konusunda da bazı eleştiriler duyuyorum.
Sonuç olarak bence 5,9/10.
Çanakkale Savaşı'nı bir film zamanı içinde işleyebilmek çok zor. Filmde de etkisi görülmüş. Bir çok olay var. Üstünde durulması gerekiyor. Fakat seans aralığına sığabilmesi için çok kısaca geçilmiş.
Bunun yanı sıra simgesel olarak heykellerini gördüğümüz, hikayelerini dinlediğimiz bir çok konu işlenmiş. Bunu bir artı olarak görebiliriz.
Her sahne de sebep sonuç ilişkisini çok rahat tahmin edebiliyorsunuz. Mustafa Kemal Paşa'nın saatini cebine koyması bir örnek olacaktır.
Tarih filmlerimiz yeni başladı fakat yine de kostüm konusunda bence başarısızız. İzlerken bu kostümde olmayan bir şey var diyoruz. Keza filmin başında Balkan Savaşı gazilerinden birisinin yırtık pırtık, kirlenmiş üniformasının içinden görünen gömleğinin kolu deterjan reklamı gibi olmuş. Şu kostüm işini tam çözebilmek lazım.
Savaş sahneleri görsel olarak ortalama seviyede. Belli ki gemiler için oldukça para harcanmış. Gözüme en çok batan beni rahatsız eden konu gemilerin dümen suları hiç gerçekçi yapılmamış. Bir vapur yolculuğunda bile çok kolay anlaşılabilir bir şey. Bunun yanı sıra yine maddi engellerdendir diye tahmin ediyorum; gemilerin maketi yok ve en azından ben bir işgal güçleri komutanının boğaza gemiden bakmasını isterdim. Filmi biraz daha değerli yapardı.
Genel olarak baktığımızda film daha çok belgesel gibi olmuş. Biraz daha heyecan beklerdim.
Çanakkale Savaşı için 100 tane bile film yapılabilir. Fetih için eleştiri çok olmasına rağmen tarih filmleri için öncü olacak demiştim. Bu filmde en azından Çanakkale Savaşı için öncü olacaktır. Keza bu yıl iki film daha vizyona girecek.
Turgut Özakman bence yazarlığa devam etmeli. Tarih biliyor olmak senaryo yazabilmek anlamına gelmiyor. Keza tarih bilgisi konusunda da bazı eleştiriler duyuyorum.
Sonuç olarak bence 5,9/10.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)